MEB Kanun Tasarısı ve Öneriler-1 (Yönetici Atamaları)


  • Gündem
  • 25 Şub 2014
  • editor
  • 3.322 views Okunma
  • 1 Yorum

2MEB Kanun Tasarısı ve Öneriler1 (Yönetici Atamaları)

Meclise sunulan ve komisyondan da geçen kanun tasarısı ile ilgili biz de bazı öneriler sunalım. Hani hep denir ya hep eleştiri hep eleştiri diye. Yıllardır yaptığımız, eleştirinin yanında öneriler de ortaya koymaktır.

Öncelikle belirtelim ki komisyonda okul yöneticilerinin 4 yılla sınırlanmasına ilişkin bir değişiklik olmamış, görevine son verilecekler arasına İlçe Müdürleri ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları da eklenmiştir.

Şimdi de tasarının en önemli konularından olan yönetici atamalarına bir göz atalım:

Tasarıya göre şu anda görev yapmakta olan yöneticilerden 4 yılını dolduran müdür,  müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarının görevine Haziran 2014’te son verilecek.

Bu yapılırken aynı kurumda 4 yıl çalışma şeklinde bir düzenleme olmadığından ya da arada yani 4 yılını doldurmadan da göreve son verme düzenlediğinden şu anda görev yapan tüm yöneticiler etkilenecek. Atamalarda tek yetkili valilik makamı görülse de  aslında karar verecek olan siyaset olacaktır. Okul müdürlüğünde bile siyasetin karar verdiği bir ortamda verimli bir çalışma ya da çalışma barışı beklemek çok da yerinde değildir.

Bu düzenlemelerden ilk etapta on binlerce yönetici, daha sonra yüz bini aşan yönetici doğrudan, yüzbinlerce öğretmen ve sayıları milyonlarca olan öğrenciler ise dolaylı olarak etkileneceklerdir.

Bu düzenleme ile;

Atamalarda bölgesel farklılıklara dahi rastlayabileceğiz. Böylece eğitimde de açılım gerçekleşmiş olacaktır.

Ayrıca öğretmen kendi kariyer ve liyakatiyle yönetici olsa bile yandaş damgasını yemekten kurtulamayacak, her an görevden alınma korkusu yaşayacak, 4 yıl gibi kısa bir sürede bir şeyleri adeta sıkıştırarak gerçekleştirmenin çabasına girecektir.

A ilinde valinin kriterleri ile B ilindeki valinin kriterleri farklı olabilecek, her il kendine göre kıstas belirleyebilecek, ülke genelinde asla ve asla birlik sağlanamayacaktır.

Özellikle ülkemiz eğitimine yön veren kurumlarımız proje okulu adı altında adlandırılarak merkezden atama yapılabilecektir.

Bu nedenlerle yöneticilerle ilgili düzenleme en azından genel kurulda yeniden ele alınmalıdır.

Örneğin bu konuda;

Tasarıda yer alan;

(8) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandınlması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usül ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük haklan, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz.

Şeklindeki düzenlemenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ediyoruz:

(8) Kurum için belirlenen öğretmen ve yöneticilere ilişkin Norm kadro sayısı 30 ve daha fazla olan okul veya kurumlarda Okul veya Kurum Müdürleri, Okulda görev yapan kadrolu öğretmenler, diğer çalışanlar ile okul aile birliği başkanı ve okul meclis başkanının katılımıyla yapılacak seçimle belirlenen adayın İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandınlmasınailişkin diğer usül ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük haklan, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz.

Diğer okul ve kurumlara atanacak yöneticilerin belirlenmesine ilişkin esaslar yönetmelikle belirlenir.

Bu düzenleme gerçekleşirse (9) fıkraya da gerek kalmayacaktır.

Daha önce de seçimle yönetici atama önerisi getirmiş fakat bir çok okurun karşı çıkmasına rağmen öneriyi tekrar gündeme alıyoruz…

Aksi yaklaşım mevcut koltukları korumaya yöneliktir. Bir okul müdürünün başarılı olup olmadığına kurumda çalışan öğretmenlerden daha iyi kim karar verebilir?

Soruyu aslında şöyle değiştirelim:

Bir okul müdürünün tespitinde il müdürü mü?, vali mi? daha yerinde karar verir yoksa okulun öğretmenleri mi?

Bu soruyu herkesin kendine sormasını tavsiye ediyoruz…

Burada en büyük kaygı olarak; öğretmenler arasında ayrım olacağı, okul müdürünün öğretmenlere teslim olacağı şeklinde gelmektedir. Okul müdürünün kaderi üst makamdaki iki dudak arasında mı olmalı? Yoksa çalışanların ortak görüşünde mi?

Geçmişte memurlara sendika hakkı verilirse ayrım olur, kavga olur, bölünme olur, çalışma barışı kalmaz deniliyordu 2001’de çıkan yasa ile kanunlaşan sendikal harekette bugüne kadar bu tür kaygılar yaşanmamıştır.

Bu nedenle bu önerimizi tekrarlıyoruz.

Böylece;

–       Kurumda çalışma barışı sağlanır..

–       Yöneticinin kusurunun da üstün özelliklerinin de sorumlusu çalışanlar olur,

–       Başarısızlık durumunda 4 yılda değiştirmek, başarı halinde yıllarca aynı yönetici ile çalışmak mümkün olur,

–       En önemlisi de yandaş yönetici olarak eğreti oturan yöneticiden, çalışanların takdiri ile getirilen ve buna layık olmaya çalışacak candaş yöneticiliğe geçiş yapılmış olur,

 

Bu önerimiz benimsenmediği taktirde;

Yazılı sınavın yanına sınavı kazananlar arasından başvuruda bulunan öğretmene atanacağı okulun genel kurulunun verdiği oyun yüzde olarak katkısı sağlanarak atama yapılması da gündeme getirilebilir. Örneğin; sınavdan 70 alan öğretmene bu puanın yanına okulun genel kurulunun verdiği %40 oydan gelecek 40 puan da eklenmek suretiyle en yüksek puanlı olanın atanması öngörülebilir.

Bugün bir çok AB ülkesindeki okul müdürü atama yöntemleri incelendiğinde kıdemin yanında eğitim durumunun da ele alınması sonucu seçici komisyon marifetiyle kurum içerisinden atama yapıldığı görülecektir. Tabii ki onların eğitim sistemi, yönetimdeki (eyalet sistemi) farklılıklar, kurumların özerkliği ve bağlılık yapısı gibi unsurlar bizim sistemimize benzememektedir fakat bizim de kendimize uygun bir sistemi getirmemiz kaçınılmazdır. Bu sistemin de demokratik yapılanmaya uygun olması, kariyer ve liyakati gözetmesi gerekir.

Saygılarımla…

Maksut BALMUK
Eğitimci Danışman

 

Bu yazıyı paylaş

Benzer Yazılar

Liselere geçiş sınavı için virüs uyarısı: ‘Sınıf, 12 kişiyi geçmemeli’

Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Maksut Balmuk, Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) ilişkin “Tüm sınav salonları 10-12 öğrenciyi geçmeyecek şekilde düzenlenmelidir. 20 kişilik sınıflar risk oluşturacaktır” dedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Sınavla ilgili bir rehber yayımlanacak. Sınav bütün öğrencilerin maskeyle sıralara oturmasıyla başlayacak. Eğer mesafe sağlanacaksa maske çıkarılabilecek” sözlerini anımsatan Balmuk, sınav için yapılması gerekenleri...

Öğretmenler 1 Haziran’da okula gelecekler mi?

MEB tarafından yayımlanan 29 Nisan 2020 tarihli yazıya göre yüz yüz eğitime 01 Haziran 2020 tarihine kadar ara verilmiş uzaktan eğitime devam kararı alınmıştı. Peki öğretmenler, 1 Haziran’da okula gelecek mi? Daha önce; Covid-19’un yarattığı sorunlar sonrasında eğitim öğretimde yapılanları eğrisiyle doğrusuyla el almaya çalıştığımız iki yazı yayımlamıştık. Bilindiği üzere MEB tarafından yayımlanan 29 Nisan...
  • Sayın balmuk yazılarınızı memnuniyetle takip ediyorum.sınıf öğretmenleri bu ülkenin 2. sınıf eğitim değildir.eğitim fak.özverili davranarak 2.alan seçmişler ve hem uygulama hemde teorik olarak başarılı olmuşlardır.bana göre sorun yan alanın olması değil, yan alanla ilgili kamuoyunu bilinçlendirmemekdir. bence tüm eğitim fakültesine ve tüm bölümlere yan alan zorunluluğu getirilmelidir. eğitim fak. gereksiz derslerle zaman kaybedileceğine her öğretmen iki alanda yetiştirilmelidir.alan değişikliği fen ed.mezunlarına bu hak verilirken Eğitim fakültesi mezunu sınıf öğretmenlerine alan değişikliği hakkı verilmemesi rencide etmektedir.Bizlerde sizden bu konuda yardım istiyoruz

    Cevapla
    Tarih: 10 Haziran 2014 by umut
Makale'ye Yorum Yapın

SPONSORLAR

FACEBOOK TAKİP EDİN

Son Yorumlar

Haziran 2020
P S Ç P C C P
« May    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930