İmam hatiplere ilişkin çarpıcı rakamlar


  • Gündem
  • 17 Ağu 2016
  • editor
  • 1.013 views Okunma
  • Yorum Yok

MEB yetkilileri ne zaman açıklama yapsa biz ihtiyaca göre okul türü açıyor, okul belirliyoruz diyorlar. Her yıl rakamlar onları haksız çıkardığı halde dayatmaya devam ediyorlar. Dayatma diyoruz çünkü ihtiyaç olmayan yerlere ihtiyaç fazlası okullar açılıyor ve bu okullar açılırken de ihtiyaç var deniliyor. İmam Hatip okulları ile ilgili tanıtımlar, cami hutbelerinden çocuğunu bu okula göndermeyenlere yönelik tenkitlere varan konuşmalar, imam hatip seçenlerin avantajlarını  izah eden reklamlara kadar bir çok argüman kullanılmakta fakat bir çok vatandaş açıkta kalma, okulsuz kalma pahasına bu okulları tercih etmemektedir.

Öncelikli politika ne kadar çok öğrenci alınırsa o kadar iyi mantığı. Öğrencinin velinin isteği önemli değil. Çünkü bilmem kaç yüz bin ya da milyon İmam Hatip Öğrencisi var demek reklam malzemesi, başarı göstergesi ve istikbal gerekçesi olmuş.

Bir de buna  imam hatipte yarışan İlçe Milli Eğitim Müdürleri yarışması eklenince  ortaya aşağıda açıklayacağımız veriler çıkıyor.

Kamu zararı, atıl kapasite, vatandaşın talebi mi dediniz? Kimin umurunda ki?

Madem İstanbul’da görev yapıyoruz oradan örneklerle gidelim ve unutmayın ki tüm Türkiye aynen böyle:

İstanbul’da 2015 yılında İmam Hatip Kontenjan sayısı: 36.212

Bu yıl yani 2016’da kontenjan sayısı: 29.138’e düşürüldü. Yani 7bin kontenjan düşüşü var.

Sakın ola ki geçen yıldan ders alındı diye düşünmeyin çünkü okul sayısı azalmadı aksine 2015 te 133 İmam Hatip Lisesi varken bu yıl sayı 158’e çıktı.

Ders alınan konu geçen yıl imam hatipler boş kaldı diye basında yer alınca tedbir alınmış ama nafile okullar yine boş.

İstanbul’da Toplam Boş Kontenjan Sayıları

Yani İstanbul’da boş kontenjan sayısının yarısı İmam Hatip Liselerinde.

Şimdi denilecek ki iyi de tek tük boşluklar bir anlam ifade etmez. O okula ihtiyaç olmadığını göstermez.

Yok öyle değil öyle okullar var ki şaşırır kalırsınız. Aşağıdaki listeye bir bakın isterseniz.

Örneğin Pendik ilçesinde 1768 İmam Hatip Kontenjanı var ve bunun tam 1.216 sı boş.

Aynı ilçede Anadolu Lisesi kontenjanı 2.140 ve boş kontenjan sıfır.

Şimdi bu ilçede İmam Hatip İhtiyacı var denilebilir mi?

Bakın;

Bu üç okuldan ikisini kapatın Örneğin Ahmet Yesevi tüm öğrencileri alır ve diğer iki okul Anadolu Lisesi olabilir. Ama olur mu? İmam Hatip’te yarışan ilçeler kategorisinde önde gitmek gerekiyor.

Örneğin Bahçelievler’de bir okul açılmış hem de proje okul olarak. Üstelik spor salonu, konferans salonu gibi her tür imkanın yanında pansiyon ve yemek hizmeti de var. Açılan kontenjan 34 boş kontenjan 29… Evet sadece 5 kişi tercih edip yerleşmiş.

Bahçelievler’de 748 İmam Hatip Kontenjanının 312’si boş kalırken Anadolu Lisesi kontenjanının hiçbiri boş kalmamış. (ÇPL Dahil)

Yazık değil mi Allah aşkına?

Başka bir örnek:

Şile’de; 170 kontenjan açılan Şile Anadolu İmam Hatip Lisesinin 115 kontenjanı boş kalmış. Tercih eden 55 öğrenciyi de aynı ilçedeki bir okulda birleştirin bir okul kazanırsınız.

Bol Bol Boş Kontenjanı Bulunan Listeye Bakmak İsterseniz:

Bu sayılara bakın ve siz karar verin.

Bu arada MEB kabaca bir istatistik açıkladı ama Türkiye genelinde tercih yaptığı halde kaç öğrencinin açıkta kaldığını(hiçbir tercihine yerleşemediğini) açıklamadı. Aynı sayıyı İstanbul özelinde de merak ediyoruz. Yani boş kalan kontenjanın yanında boşta kalan (Açık öğretime zoraki kaydedilen) öğrenciler var. Bu sayı kaç?

Tabii ki kanayan bir yara da Meslek Liseleri. Orada da açık kontenjan çok. Sadece sayısal olarak yüksek görünsün diye meslek liseleri açılmakta piyasada karşılığı bulunmayan alanlara yönlendirme yapılmaktadır.

Bu durum da bu okulların boş kalmasına yol açmakta, öğrenciler de İmam Hatip ya da anlamsız bir Meslek Lisesine gideceğime açıkta kalmayı tercih ederim demektedirler. .

Bu yapılanlar dayatmadır. Dayatma ile eğitim yönetilemez. Bu dayatmanın tek suçlusu tabii ki İlçe Milli Eğitimler de değil. Tepeden aşağıya tüm bürokraside bir baskı var: Örneğin İmam Hatip’li öğrenci sayısı bu yıl düşse kariyerine, liyakatine güvenmeden tamamen siyaseten atanan bürokratlar koltuklarından olacaklarına kesin gözü ile bakmaktadırlar… İşte asıl baskı burada.

MEB’de liyakat ön plana alınmadığı sürece, halen sözlü ile, siyasal ya da sendikal kriterlerle atamalar yapıldığı, bilimsel veriler değil siyasal amaçlar hedef seçildiği sürece bizler daha çok darbelerle karşılaşırız. Ve her defasında lanetlemekten öteye gidemeyiz. Yüz bin kere lanet olsun darbeye darbeciye PDY’ye FETÖ’ye ama yetmez…

Bir musibet bin nasihatten iyidir derler ama aklı olana, mantıkla iş yapana ve ders çıkarma yeteneği olana… Biz dersimizi aldık ve yaptığımız onca uyarının arkasına dahi sığınmadan biz söylemiştik bizi dinlemediniz böbürlenmesine girmeden hareket ediyoruz, uyarıyoruz…

Artık yeter! bilimsel, laik, demokratik, parasız eğitim için adımlar atılsın. Eğitimi; kendini birilerine adamış olanlar değil kendini eğitime ve ülke geleceğine adamış olanlar, torpille atanmış olanlar değil liyakatle hak etmiş olanlar yönetsin.

Okulları, bürokrasiyi, derneklerden, vakıflardan, cemaatlerden temizleyin. Bu ülkenin yeni paralellere ihtiyacı olmadığı gibi benim paralelim iyidir saçmalığını da hak etmemektedir.

Eğer ders alması gerekenler ders çıkarmazsa kaybeden ülke olacaktır. Korkum odur ki; her zaman 15 Temmuz kadar şanslı olmayabiliriz…

Maksut Balmuk

Eğitim İş İstanbul 1 Nolu Şube Sekreteri

Odatv.com

Bu yazıyı paylaş

Benzer Yazılar

Fen ve Sosyal Bilimler Liselerine öğretmen ataması neden düzenlenmiyor?

MEB’de yargı kararına rağmen uygulamada sorunlar yaşanan, bir türlü düzene oturtulmayan sorunlardan birisi de Fen ve Sosyal Bilimler Liselerine öğretmen ataması. Bu okullarımız kurulduklarından beri sınavla öğrenci almakta. Ayrıca öğretmenleri de özel olarak seçilmiştir yıllarca. Bu seçim süreci Anadolu liseleri ve Anadolu Öğretmen liseleri ni( kapatılan) de kapsamıştır. Yargı kararlarına bakıldığında; sınavla öğrenci alan bu...

MEB’de yeni yapılanma

Eğitim Sistemimizin sorunlu olduğu her kesim tarafından kabul ediliyor. Bunun böyle gitmeyeceği da açık. Ülke ekonomisinin kaynaklarının önemli bir kısmının aktarıldığı ve mutlak aktarılması gerektiği Eğitim’deki başarısızlık sadece bakanları değil, başbakanı da Cumhurbaşkanını da rahatsız etmektedir. Eğitim Sistemimizin sorunlu olduğu her kesim tarafından kabul ediliyor. Bunun böyle gitmeyeceği da açık. Ülke ekonomisinin kaynaklarının önemli bir kısmının aktarıldığı...
Makale'ye Yorum Yapın

SPONSORLAR

FACEBOOK TAKİP EDİN

Son Yorumlar

Aralık 2019
P S Ç P C C P
« Nis    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031